11. Sınıf Coğrafya Kitabı Cevapları

 

EKOSİSTEMLERDE ENERJİ AKIŞI ve MADDE DÖNGÜLERİ

Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arsındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü ve enerji dolaşımı ile hava,su,toprak,bitkiler ve diğer canlılar arasında sürekli bir alış veriş olur.Bu alış veriş yeryüzünün doğal zenginliklerinin tekrar tekrar kullanılabilmesine ve yaşamın sürmesine olanak sağlar.

BESİN ZİNCİRİ

Ekosistemdeki enerjinin birincil kaynağı güneştir. Dünyadaki tüm canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Canlılar arası ilişkinin temelinde beslenme bulunur. Ekosistemdeki madde ve enerji nakli organizmalar arasında görülen besin zinciri yoluyla olur.

Besin zinciri ekosistemdeki canlılardan birinin diğerini besin olarak alması sonucu oluşan bir zincirleme olaydır. Üretici ve tüketici canlılar arasında bir zincirin halkaları şeklindeki beslenme ilişkisine besin zinciri denir. Bütün canlıların kullandığı enerjinin temel kaynağı güneş enerjisi olup besin zinciri bu enerjinin canlıdan canlıya aktarılmasını sağlar. Bitkiler tarafından üretilen enerji önce ot oburlara oradan da etoburlara geçer. Doğada var olan enerji, beslenme ilişkileri ve diğer ekolojik ilişkilerle, biçim ve yer değiştirerek sürekli yenilenir, asla kaybolmaz. Besin zincirleri fotosentez yapılmasıyla başlar ve artıkların çürütülmesiyle biter

1. halka – Üreticiler–(Fotosentezle organik besin üretirler, güneş enerjisini ilk olarak kullanırlar.)

2. – Otçullar–(Üreticilerin depoladığı enerjiyi birinci derece tüketici olarak kullanırlar.)

3. – Etçiller–(Üreticilerin depoladığı enerjiyi ikinci derece tüketici olarak kullanırlar.)

4. – Yırtıcılar– Üreticilerin depoladığı enerjiyi üçüncü derece tüketici olarak kullanırlar.)

5. – Çürükçüller- Ölmüş bitki ve hayvan artıklarının yapısındaki organik maddeleri parçalayarak toprağa karışmasını sağlayan canlılara indirgeyici (ayrıştırıcı) denir. ( Ölen canlıları ve kalıntılarını ayrıştırarak beslenirler. Artan besin ve enerjinin fazlası, toprakta birikerek fosil yakıtların oluşmasına neden olur.)

ENERJİ PİRAMİDİ:

Besin zincirinin her bir halkasındaki canlıların birey sayılarının karşılaştırılmasıyla enerji piramidi oluşur. Bu nedenle enerji piramidinin ilk katında üreticiler ve son katında yırtıcı canlılar bulunur. Çürükçüller her bir katla ilişki halindedir.

Bu piramitlerin temel amacı eko sistemdeki enerji akışını daha somut olarak görebilmektir. Böylece çeşitli eko sistemleri bir birleriyle karşılaştıracak bir model elde edilmiş olur .(Faklı ekosistemleri birbiri ile karşılaştırmak amacıyla düzenlenirler.)

Kara ekosistemlerinde genellikle piramit 3 veya 4 basamaklıdır. Ancak su ekosistemlerinde piramit 4 ya da 5 basamaklı olabilir.Çünkü denizlerde üreticiler çoğunlukla mikroskobik fitoplanktonlardan oluşur. Fitoplanktonlar ot obur balıklara, ot obur balıklar da daha büyük et obur balıklara yem olur.

Üstteki enerji piramidi her basamağın yılda metre kare başına enerji üretimini ve metabolik enerji kaybını özetlemektedir. Örneğin üreticilerin toplam net enerji üretimi 1000 Kilokalori/metrekare/yıl iken,ot oburların 100 K Cal. /m2/yıl, et oburların 10 K. Cal. /m2/yıl olur. Son besin düzeyindeki hem etçil hem de otçullarda (omnivorlar) ise 1 Kcal/ m2/yıl’dır. Yani 4.basamakta üretim 1 K. Cal. / m2/yıl ‘a düşmektedir ki bu da her basamakta ortalama %90 enerji kaybı olduğunu gösterir.

Her enerji dönüşümünde bu örneğe yaklaşık %90 oranında enerji kaybı olmakta, o besin düzeyine ulaşan enerjinin ancak %10 u bir sonraki beslenme düzeyine aktarılabilmektedir. Aktarılabilen bu enerjiye kullanılabilir enerji denir.Geri kalan enerji artık kullanılamayacak bir enerji şekline dönüşür. Bu enerji düşük sıcaklıktaki ısı enerjisidir:Güneşten alınan ışık enerjisi 1. kattan yukarıya doğru besinler içerisinde aktarılmaktadır.

Enerji piramidinde, aşağıdan yukarıya doğru her kattaki;

– Canlı sayısı azalır,

– Tür sayısı azalır,

–Toplam besin ve enerji miktarı azalır,

– Vücutta biriken artık oranı artar, şeklinde değişmeler görülür.

Enerji piramidin her bir katındaki besin ve enerjinin bir kısmı canlının yaşamında kullanılırken depo edilen miktarı sonraki katlara aktarılır.

Besin Zinciri ve Enerji Piramidinin Bozulması;

Doğal ortamlardaki aşırı değerdeki olumsuz değişme ve gelişmeler ekosistemlerdeki canlı yaşamını ve düzenini bozar. Salgın hastalıklar, aşırı avlanmalar, iklim şartlarının değişmesi, kuraklıklar, don, sel, deprem, fırtına, kimyasal – biyolojik ve nükleer kirlenmeler besin zincirinin işleyişini bozar.

ENERJİ AKIŞI:

Güneş ekosistemlerin tek enerji kaynağıdır. Bazı canlılar doğal enerjiden faydalanarak ürettikleri maddeleri besin zinciri yoluyla diğer canlılara vermek suretiyle enerji akışını sağlarlar. Canlılar hayatsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. İhtiyaç duyulan bu enerji organik besinlerin parçalanması sonucu açığa çıkar. Dolayısıyla canlılarda besin aktarımına bağlı olarak enerji akışı da gerçekleşmiş olur.

Enerji piramitlerinde bir seviyeden diğerine geçişte enerji kaybı yaşanmaktadır. Enerji piramidinin en alt basamağında enerji en fazladır. Genelde bir basamaktan diğerine geçişte, enerjinin %90`ı kaybolurken, %10 kadarı bir sonraki beslenme düzeyine aktarılmaktadır.

Enerji akışı iki aşamada gerçekleşir.

— Birinci aşamada yeşil bitkiler güneş enerjisini fotosentez yoluyla kimyasal enerjiye çevirerek besinsel ürünlerde depolar. Bitki dokularında organik madde olarak depolanan bu enerjinin bir kısmı, bitkilerin yaşamları için kullanılır, diğer kısmı beslenme yoluyla ot obur hayvanların vücuduna geçer.

—İkinci aşamada ise hayvanlar bu bitkileri ve birbirlerini yiyerek gerekli enerjiyi sağlarlar,

A—Otçullar da besin yoluyla aldıkları bu enerjinin bir kısmı kendi yaşamları için enerji şeklinde kullanılır; kalan kısmını depolar ve otobur hayvanları yiyen etobur hayvanlara aktarılır.

B—Etçillerde ot oburları ve birbirlerini yiyerek bu depolanmış organik maddeyi enerji üretimi, büyüme, gelişme ve üretimi için kullanır.

user.tninet.se/~owl390d/dog_yasa/eko_cev.htm

— Besin zincirinin son halkasını ayrıştırıcılar (parçalayıcılar) oluşturur. Ekosistemlerin çoğunda enerjinin önemli bir kısmı ayrıştırıcılar tarafından kullanılır. Bunlar canlı artıkların (ceset, dışkı vb.) ayrıştırarak organik maddeleri, mineralleri ayrıştırarak inorganik maddelere dönüştürürler ve tekrar toprağa iade ederler. Bu İnorganik maddeler ve minerallerde yeşil bitkiler tarafından alınarak tekrar organik maddelere çevrilirler.

—Böylece, son tüketicilere doğru sürekli ve tek yönlü bir enerji akışı sağlanır. Zincirin her bağlantısı yiyecek düzeyi olarak bilinir. Böylece tabiattaki madde döngüsü devam eder. İnsan genellikle besin zincirinin son halkasıdır. İnsanlar bitki yedikleri zaman birincil tüketicilerin yiyecek düzeyine bağlı olurken, et yedikleri zaman ikincil tüketici olurlar.

Tabiatta birçok küçük besin zinciri birbiri içine geçmiş durumdadır. İç içe geçmiş besin zincirlerinin tümüne besin ağı denir.Besin zinciri veya besin ağını oluşturan canlılar arasında bir denge vardır. Herhangi bir basamaktaki bir değişim hayvan popülâsyonları arasındaki dengeyi bozar ve herhangi bir basamaktaki değişimi onun üzerindeki veya onunla beslenen basamağı etkiler, değişimlere hatta açlıktan ölüme sebep olur. Örneğin; fareler ortadan kalktığında bunla beslenen yılan, tilki çakal, yırtıcı kuşlar, baykuş gibi hayvanlar açlıktan ölür. Veya tersi bir durumda, ortamdaki yılın, tilki, çakal yırtıcı kuşlar, baykuş gibi hayvanlar ortamdan kaldırılırsa köyler ve kentler fare istilasına uğrar (Üç sene önceki Samsun ve Muğla’daki sıçan istilası gibi). Fare ve sıçanların çoğalmasıyla tarladaki sebzeye, meyveye verilen zarar arttığı gibi, veba, kuduz, tularemi, beyin zarı iltihaplanması, kolera, kanamalı sarılık gibi birçok hastalıkların yayılmasına sebep olur.

CANLILARDA BESLENME İLİŞKİLERİ

Ekosistemleri oluşturan canlı varlıklar, beslenme ve yaşama şekillerine göre gruplandırılırlar.

a) Beslenme Şekline Göre Canlılar :

Canlılar beslenme şekline göre üreticiler, tüketiciler ve hem üretici hem de tüketiciler olmak üzere 3 grupta incelenirler.

1- Üreticiler (Ototrof Canlılar) :

Kendi besinlerini kendileri üretebilen canlılardır. Üreticiler, fotosentez yoluyla karbondioksit, su, madensel tuzlar ve güneş enerjisini kullanarak oksijen, besin ve kimyasal enerji üretirler. Üretilen kimyasal enerjinin bir kısmını kendi yaşamsal faaliyetleri için kullanırlar, kalan kısmını da protein, karbonhidrat, yağ, vitamin şeklinde bitkinin kök, gövde, yaprak, tohum, meyve gibi kısımlarda ürettikleri besinlerde (besinlerin kimyasal bağlarında) depo ederler. Bitkiler tarafından depo edilen besinler diğer canlıların besin ve enerji ihtiyacının karşılar.

• Yeşil bitkiler, mavi – yeşil algler (su yosunları), öglenalar, bazı bakteriler ototrof canlılardır.

Yeşil bitkiler Öglena Su yosunu Algler

2- Tüketiciler (Heterotrof Canlılar) :

Kendi besinlerini kendileri üretemeyip, dışarıdan hazır olarak aldıkları besinlerle beslenen canlılardır. Tüketiciler, hem üreticilerle hem de diğer tüketicilerle beslenirler.

Tüketiciler, aldıkları besin kaynağına göre otçullar, etçiller ve hem otçul hem de etçiller olarak üç grupta incelenirler.

• Otçullar = 1. Dereceden Tüketiciler :

İhtiyaçları olan besin maddelerini ve enerjiyi üreticilerden yani yeşil bitkilerden karşılayan canlılardır.

•Koyun, keçi, inek, et, eşek, geyik, fil, zürafa, zebra, (maymun), sincap, tavşan.

İmpala Fil Tavşan

• Etçiller = 2. Dereceden Tüketiciler :

İhtiyaçları olan besin maddelerini ve enerjiyi diğer hayvanları (otçul ve diğer etçilleri) yiyerek karşılayan canlılardır.

• Aslan, kaplan, köpek, kurt, tilki, sansar, kartal, şahin, baykuş, atmaca, kertenkele, timsah, köpek balığı, yılan.

Aslan Timsah Kartal

• Hem Etçil Hem de Otçullar (Hepçiller = Omnivorlar) = 2. Dereceden Tüketiciler :

İhtiyaçları olan besin maddelerini ve enerjiyi hem üreticileri yani yeşil bitkileri hem de diğer tüketicileri yani hayvanları yiyerek karşılayan canlılardır.

• İnsan, ayı, maymun, kuşların büyük bir bölümü, kaplumbağa, bazı balıklar, fare, domuz.

Ayı Maymun Kaplumbağa

3- Hem Üretici Hem de Tüketiciler (Hem Ototrof Hem de HeterotrofCanlılar) :

İhtiyaçları olan besinin bir kısmını fotosentez yoluyla kendileri üreten bir kısmını da bazı canlıları yiyerek karşılayan canlılardır. Bu canlılar (protein sentezi için gerekli olan) azot ihtiyacını yakaladığı böcekleri yiyerek karşılarlar. Bataklıkta yaşayan böcekçil bitkiler (sinekkapan ve ibrik otu) bu gruba girerler.

Sinek kapan İbrik otu

NOT : 1-

• 1. Dereceden Tüketiciler = Üreticileri Yiyen Canlılar

Otçullar

• 2. Dereceden Tüketiciler = 1. Dereceden Tüketicileri Yiyen Canlılar

Etçiller

• 3. Dereceden Tüketiciler = 1. ve 2. Dereceden Tüketicileri Yiyen Canlılar

Etçiller – Hem Etçil Hem de Otçullar

b) Yaşama Şekline Göre Canlılar :

Canlılar yaşam şekline göre çürükçül yaşayanlar, parazit yaşayanlar ve ortak yaşayanlar olmak üzere üç grupta incelenirler.

1- Çürükçül Yaşayanlar (Ayrıştırıcılar = Saprofitler) :

İnsan, hayvan, bitki atıkları ile ölmüş insan, hayvan ve bitkileri vücutlarındaki bazı (organik) besinleri salgıladıkları enzimlerle parçalayan canlılardır. Bu canlılar böylece ihtiyacı olan besin ve enerjiyi parçaladığı maddelerden karşılarken atık maddeleri de diğer canlıların kullanabileceği maddeler (inorganik maddeler = mineraller = madensel tuzlar) haline getirip toprağa verirler.

Ayrıştırıcıların en önemli görevi doğadaki madde döngülerinin gerçekleşmesini sağlamaktır.

• Bazı bakteriler, küf mantarları (çürükçül bakteriler).

Bakteri ve Mantarlar

2- Ortak (Birlikte = Simbiyotik) Yaşayanlar :

Farklı türden canlıların yaşamlarını birada sürdürmelerine ortak (birlikte = simbiyoz) yaşama denir. Ortak yaşayan canlılar birbirlerine zarar vermezler.

Ortak yaşama canlıların birbirinden faydalanma şekline göre iki çeşittir.

• Mutualistler :Birlikte yaşayan iki canlıdan her ikisinin de yarar gördüğü yaşama şekline mutualizm, bu şekilde yaşayan canlılara da mutualistler denir.

• Geviş getiren hayvanların (otçulların) sindirim sisteminde bulunan ve selülozun sindirilmesini sağlayan bakteriler.

• İnce bağırsakta yaşayan bakteriler kendileri için uygun yaşama ortamı bulurken B ve K vitaminlerini sentezleyerek üzerinde yaşadığı canlıya fayda sağlarlar.

• Baklagillerin köklerinde yaşayan azot bakterileri bitkinin besiniyle beslenir, bitkiye ise havadan aldığı azotu verir.

•Liken Birliği : Liken birliğini mantarlar (şapkalı) ile mantarların hiflerine tutunarak yaşayan su yosunu (alg) oluşturur. Mantarların kökleri vardır ama besin üretemezler. Su yosununun ise kökleri yoktur ama besin üretebilirler. Mantarların aldığı suyu su yosunu kullanarak besin üretir ve ürettiği bu besini hem kendisi hem de mantarlar kullanır. Ayrıca mantarların solunum sonucu havaya verdiği CO2 gazını da su yosunu kullanır.

• Kommensalistler :

Birlikte yaşayan iki canlıdan birinin yarar görüp, diğerinin etkilenmediği yaşama şekline kommensalizm, bu şekilde yaşayan canlılara da kommensalistler denir.

• Köpek balığının karnına tutunan ya da etrafında gezen küçük balıkların (echeneis) köpek balığının parçaladığı canlılardan veya köpek balığının atıklarından faydalanması.

3- Parazit (Asalak) Yaşayanlar (Asalaklar) :

Birlikte yaşayan iki canlıdan birinin yarar, diğerinin zarar gördüğü yaşama şekline parazit yaşama, bu şekilde yaşayan canlılara da parazit yaşayanlar (asalaklar) denir.

Parazit yaşayan canlılar, ihtiyaçları olan besin maddelerini üzerinde yaşadığı canlıdan, canlının sindirilmiş besinlerinden hazır olarak alırlar. Bu nedenle parazit yaşayan canlılar üzerinde canlıya zarar verirler.

Canlı vücudunun içinde yaşayan ve sindirim enzimleri bulunmayan parazitlere iç parazitler (iç asalaklar) denir. Tenya, bağırsak solucanı, mantarlar, amip, sıtma mikrobu ve hastalık yapan bakteriler iç asalaklardır. Bu canlıların üreme sistemleri gelişmiştir.

Canlı vücudunun dışında yaşayan ve sindirim enzimleri bulunan parazitlere dış parazitler (dış asalaklar) denir. Bit, pire, kene, tahtakurusu, sivrisinek, uyuz böceği, çeçe sineği (uyku hastalığı yapar), tatarcık (şark çıbanı yapar) dış asalaklardır. Dış asalaklar üzerinde yaşadığı canlının kanındaki sindirilmiş besinleri kullanırlar.

Dış asalakların sindirim sistemi gelişmiş, iç asalaklarınki gelişmemiştir.

11. SINIFLAR SAYFA 31 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

SORU-1- Bazı ülkelerde nüfus artış hızını azaltmak için bazılarında arttırmak için çalışmalar yapılmaktadır.Sebeblerini tartışınız.

Ülkelerin gelişmişlik yapılarına göre ülkeler ya nüfuslarını azaltmaya çalışır yada arttırır.Gelişmiş ülkeler genel olarak nüfus artışını arttırmaya çalışır çünkü mevcut yapı içerisinde nüfus artışı oldukça düşüktür doğum oranları iyice düşmüştür.Buda ülkede üreten aktif nüfus oranını azaltmış bağımlı yaşlı nüfus oranını arttırmıştır.Nüfus dinamizmini kaybetmiş yapılan gelişme hamlelerini destekleyecek yapıda değildir.Bu ülkeler artışı destekler…

Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde ise durum farklıdır bu ülkelerdeki mevcut şartların tam olarak gelişmemesinden dolayı eğitim hizmetleri yetersizidir.Kadının iş hayatındaki rolü sınırlıdır ve doğurganlığı fazladır.Doğumlar fazladır buda artışı destekler bu ülkelerde mevcut ekonomik yapıları içerisinde kendisine yetecek nüfusu oluşturmak için aile planlaması şeklinde tedbirler alarak nüfusu azaltmaya çalışmaktadır.Aksi takdirde mevcut nüfus sayısı sanayileşme ve şehirleşmenin önünde gittiği için işsizilik vb sorunlaır beraberinde getirir.

SORU-2-Dünya nüfusunun her 20 yılda 2 kat arttığını varsayalım .Bu durumun ileride oluşturacağı sorunlar nelerdir.

Byle bir olay dünya için tam bir felaket olur.Mevcut kaynaklar yaşam alanları yetersiz kalır. Dünyanın doğal yapısı çok daha fazla bozulur.Şu anki aşırı nüfusun bize yaşattığı yan etkiler çok daha ağır şekilde etkilerin gösterir.

SORU-3-Dünyada Nüfus artışı doğal seyrine bırakılsa ne gibi sonuçlar ortaya çıkardı.

Böyle bir durum dünya için çok da iyi sonuçlar doğurmaz.çünkü artış hızının fazla ve az olduğu ülkeler ülkelerin sayılarına bakarsak genel olarak artış oranı fazla olan ülkeler sayıca fazladır.Denge oluşması pek söz konusu olmaz.Artışın fazla olmasıda dünyanın mevcut yaşam alanlarının daralmasına yol açardı.

ENDONEZYA VE FRANSA NÜFUS POLİTİKALARI

Endonezya’nın gelişmemiş yapısı içerisinde doğum oranlarının fazla olması ve mevcut ülke imkanlarının bu nüfus artışını kaldıramamasına yol açtığından nüfus azaltıcı politika uygular.

Fransa ise gelişmiş yapısıyla şu an için nüfusunun isteklerini rahatlıkla karşılayabilecek bir ekonomik yapıya sahiptir.Ancak gelişimin devam ettirmek için yapması gereken yatırımları destekleyecek bir nüfus yapısı yoktur.Genç nüfus azdır yaşlı nüfus fazladır buda ileriki dönemlerde Fransa için sıkıntıları beraberinde getireceğinden kontrollü bir şekilde nüfusunu arttırmak ister.

11 SINIFLAR SAYFA 32 -33 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

Kitabınızda bazı ülkelerin 2006 yılına ait nüfus piramitleri verilmiştir.Bu piramitlerden ve ön bilgilerinizden faydalanarak aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

SORU-1-Piramitler arasındaki farklılıklar nelerdir.?

Piramitlerde ülke nüfusları,doğum oranları,ölüm oranları cinsiyet yapısı,nüfusun yaş yapıları farklılık göstermektedir.

SORU-2-Piramitlerden hangisi nüfusu hızla azalan bir ülkeyi göstermektedir.

Piramitlerde özellikle Japonya nüfusu hızla azalan özellik gösteriyor .Gelişmiş bir ülke olmasından kaynaklı olarak doğum oranların düşmesi uygulanmış nüfus politikaları da bunda etkili olmuştur.İlk olarak nüfusu desteklemiş artış oranı %2 ye çıkmış 1948 de azaltıcı politika uygulamış ve artış oranını %1 e düşürmüş.1990 lara gelince artış oranı iyice azalmış arttırmaya yönelik politika uygulasa da başarılı olamamıştır..

SORU-3-Ülkelerden hangisinin nüfusu hızla artmaktadır.?

Endonezya ‘da hızlı nüfus artışı görülmektedir taban genişlemektedir.Doğum oranları yüksektir .Gelişmekte olan bir ülkedir.Eğitim seviyesi yeteri düzeyde değildir ,aile planlaması çalışmaları yetersizdir.Ayrıca ülkede sağlık hizmetlerinin gelişme göstermesi çocuk ölümlerini de azaltarak artışa katkıda bulunur.

SORU-4-Endonezya nüfus planlaması yoluyla ülkesinde sanayileşme ve kentleşmenin önünde giden artışı azaltarak işsizlik sorununu çözmeyi,bağımlı nüfus oranını azaltmayı ,eğitim sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeyi amaçlamaktadır.

Japonya ise arttırıcı politikalar uygulayarak yaşlanan nüfusunu doğum oranlarını arttırarak dinamizm kazandırmayı amaçlıyor.Mevcut gelişimine yönelik yapacağı yatırımlara için gerekli genç dinamik nüfus sağlamak istiyor…

SAYFA 33 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Kitabınızda ki grafikte Japonya’nın 2005 yılına kadar belirlenmiş ve 211 yılına kadar tahmini nüfusu verilmiştir.Buradan hareketle aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

SORU-1-1970 yılında Japonya nüfusu ne kadardır?

100,2 milyon…

SORU-2-Hangi yıldan itibaren nüfus artış hızında düşüş tahmin edilmektedir.Bu düşüşün ardındaki sebebler hakkında neler söylenebilir?

Yaklaşık 2020 yıllarda düşüş eğilimi beklenmektedir.Gelişmiş ülke olmasından dolayı doğum oranları düşük ,kadının iş hayatındaki rolü fazla eğitim seviyesi yüksektir.Gelişmiş ülke olmasının getirdiği sosyal yapı bunu destekler.

SORU-3-1920 yılından günümüze kadar olan zaman aralığını nüfus değişimini yorumlayınız.

1920 yılından itibaren hızlı bir nüfus artışı mevcut ancak 1940 -1950 arası dönem 2. dünya savaşını nedeniyle azalma göstermiş.1980 li yıllara kadar kısmen artış devam ediyor ancak sonrasındaki artış önceki dönemlere oranla azalma gösteriyor.

LİSE 3. SINIFLAR SAYFA 34-35- ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

Aşağıdaki tabloda Japonya’nın yıllara göre yaş gurupları dağılımı verilmiştir.Buradan hareketle Japonya’nın ileride ne gibi sorunlar yaşayabileceğini nedenleriyle birlikte söyleyiniz.

Yıllar

Yaş gurupları

Yıllık Ortalama artış oranı(%)

Toplam nüfus (milyon)

0-14 (Milyon)

15-64 (Milyon)

65+

1960

28,4

61,5

5,3

1,1

94

1985

25,9

82,3

12,4

0,61

120,7

2003

18,0

85,4

23,5

0,04

127,2

Tablo incelendiğinde Japonya’nın nüfus artış oranının azaldığı görülmektedir.Doğum oranlarının azalmasıyla paralel olarak genç nüfus oranında düşme yaşlı bağımlı nüfus oranında artma gözlenmektedir.İleriki dönemlerde yapılan yatırımları desteklemek amaçlı genç ve dinamik nüfusun azalması Japonya için sıkıntı oluşturacak yine bağımlı yaşlı nüfusun artması da Japon ekonomisini olumsuz etkileyecektir.Nüfus artışının giderek düşmesi ileriki dönemde Japon nüfusunun azalmasına sebeb olacak nüfus kendini yenileyemeyecek ve dinamizmini kaybedecektir.

11.SINIF SAYFA 35 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Kitabınızda 1950 den 1999 a kadar Fransa’nın nüfusu kaydedilen gelişmeler verilmiştir.Buradan hareketle aşağıdaki soruları cevaplayınız.

SORU-1-Fransa’nın nüfusu hangi dönemlerde en fazla artış göstermişitr.

En fazla artış dönemi 1960-1969 yılları arasındaki dönemdir.Tablo incelendiğinde bu dönemde doğal artışla beraber göç dalgası etkilidir.

SORU-2-Nüfusun değişmesinde göçlerin etkisi nasıl olmuştur.

Fransa ve çeşitli Avrupa ülkeleri 2. dünya savaşından sonra ortaya çıkan iş gücü eksikliğini gidermek için 1960 dan yaklaşık 1970 li yıllara kadar ülkelerine işçi göçü almıştır.Bu dönemde gerek işçi göçü gerekse bu göçle beraber ülke nüfus yapısının değişmesi doğurganlığı etkilemiş ve doğal nüfus artışı göçle beraber ön plana çıkmıştır.

11.SINIF SAYFA 38 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Kitabınızdaki haritadan grafikten ve ön bilgilerinizden yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

SORU-1-Şehirleşme en hızlı hangi dönemde gerçekleşmiştir?

Biraz eskiye gidersek 1848 sanayi sanayi inkilabı ile başlangıç gösteriyor.Sonrasında ise 1950-1960 dan sonra ağırlık kazanıyor.

Haritaya bakıldığında özellikle yeşil noktaların ağırlık kazandığı görülmektedir.Buda bize şehirleşmenin beraberinde nüfus artışını da getirdiğinden 10 milyon üstü şehirlerde artış görülmektedir.Yaklaşık olarak 1990 sonrası 2000 li yıllarda şehirleşme hız kazanmıştır.

SORU-2-Şehirlerin hızlı gelişmesinde hangi faktörler etkili olmuştur.”

Coğrafi konum özellikleri,ulaşım,sanayi faaliyetlerinin gelişme göstermesi bu süreci hızlandırmıştır.

SORU-3- 2030 yılında şehirlerin nüfus gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz.?

Şehirleşmeye bağlı sanayi devrimiyle başlayan süreç 1950-1960 lı yıllar sonrasında 2000 li yıllarda gelişimini devam ettirmektedir.Bu süreç 2030 lu yıllarda da mevcut teknolojik ve bilimsel gelişmeler hızlı şehirleşme,şehirlerdeki yaşam standartlarının çekiciliği ile başlayan göç hareketi ve nüfus artışı bu yıllarda da artış göstererek devam edecektir.

SORU-4-Haritada nüfusu 10 milyonu aşan şehirlerin ağırlıklı olarak güneydoğu Asya da yoğunluk kazanmasının sebebi nedir.

Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yasama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır.

Güney Doğu Asya Muson Asyası: Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır. ( tarım) Japonya: Sanayileşmenin ve kısmen madenciliğin etkisiyle sık nüfuslanmıştır.Önemli bir Pazar alanı oluşturur.

11.SINIFLAR SAYFA 46 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Etkinlik-1

SORU-1-Aşağıdaki dünya haritası üzerinde verilen şehirleri sembollere uygun olarak

işaretleyiniz.

New York-Küresel etki gösterir.

Londra-Küresel etki gösterir

Kudüs-Küresel etki gösterir

Amsterdam-Küresel etki gösterir

Kütahya-Yerel etki gösterir

Yeni Delhi-Bölgesel etki gösterir

Milano-Küresel etki gösterir

Nairobi-Bölgesel etki gösterir

Hong Kong-Küresel etki gösterir

SORU-2-İşaretlediğiniz şehirlerin etkilerinin neler olduğunu sınıfta tartışınız.

New York dünya finas merkezi özelliği gösterir beraberinde ekonomi ve ticaretin merkezidir ve liman şehri olup dünyanın en kalabalık şehirlerinden biridir.

Londra ekonomi ve ticaretin bir diğer merkezidir ve liman şehri olup dünyanın en kalabalık şehirlerinden biridir.

Amsterdam, Hollanda’nın başkenti olmasının yanında önemli bir liman şehri ve

ticaretin bir başka küresel merkezidir. Ayrıca siyasi platformda birçok uluslar arası kuruluşun

merkezidir.

Milano İtalya’’nın sanayi ve ticaret başkentidir.beraberinde kültürel fonksiyonlar ve ekonomik fonksiyonlardan ticaret ön plandadır.

Kütahya’da sanayi, tarım ve ticaret gelişmiştir ve etki alanı

yereldir.

Kudüs 3 din için de kutsal olan bir merkezdir.

Nairobi,Kenya’nın başkentidir.

Yeni Delhi, Hindistan’ın başkentidir.Bölgenin ekonomi ve yerleşme merkezidir.

Hong Kong , Asya-Pasifik bölgesindeki önemli finans, ticaret ve ulaşım merkezi konumundadır.

Etkinlik-2

SORU-1-Aşağıdaki tabloda Hamburg şehrinin bulunduğu ülke, etki alanı ve etkin

fonksiyonu verilmiştir.

Siz de diğer şehirlerin bulunduğu ülkeyi, etki alanını ve fonksiyonunu tespit

ediniz (Bazı şehirler birden fazla fonksiyonu ile ön plana çıkabilir).

Şehirler

Ülkeler

Etki alanları

Fonksiyon

Yerel

Bölgesel

Küresel

İstanbul

Türkiye

Küresel

Ekonomi ,din ,liman

Londra

İngiltere

Küresel

Ekonomi,siyasi,kültürel

Roma

İtalya

Küresel

Din,ekonomi,siyasi,Kültürel

Moskova

Rusya

Küresel

Siyasi,Enerji,Ekonomi

Kudüs

İsrail

Küresel

Din

Hamburg

Almanya

Küresel

Liman

Los Angeles

ABD

Küresell

Kültürel

Mexico City

mexico

Bölgesel

Siyasi ,Ekonomi,

Kahire

Mısır

Bölgesel

Siyasi,Kültürel

Jakarta

Endonezya

Yerel

Siyasi,Ekonomik Liman

Bakü

Azerbeycan

Yerel

Siyasi,sanayi

Delhi

Hindistan

Bölgesel

Siyasi Ekonomi

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !